7 Aralık 2011 Çarşamba

Kaktüs Bot ve Floral Çorap ♥

Konumuz yine markafoni. Hep aynı yerden beğendiklerimi yazıyorum ama napim,bi tek orda beğeniyorum sadece bu aralar.Kaktüs diye bir ayakkabı markası var,bu gün satışta markafonide. Şu aşağıdaki botları oradan beğendim bugün.Siyah bir elbiseyle canlandı gözümde,bir de floral çoraplarla.Belki elbise üzerine siyah triko hırka ve bele incecik kırmızı bir deri kemer.Ya da bilekler dirseklere kadar manşetliyse eğer hırkaya hiç gerek yok,kol düğmeleri kırmızı olabilir.Hayali bile hoşuma gitti kombinin.En kısa zamanda uygulamalı,bu botu da almalı,diğer papilerin yanına katmalı:)

Gözümüz şenlensin : 


bu da netten bulduğum bir floral çorap...




27 Kasım 2011 Pazar

Bunu Sevdim ♥

Markafoni'de bugün rastladığım bu iki hırkayı çok sevdim



Düz renk hırkaların üzerine çok yapılabilinir geldi bana...Denenmeli....


26 Kasım 2011 Cumartesi

Biri Zamanı Durdurabilir mi?

Zamanın ışık hızıyla ilerlediğini düşündüğüm zamanlar geçiriyorum bu aralar.Ne kendime, ne evime ne de yapmak istediklerime vakit yetmiyor.Bir önceki yazımda paylaştığım kursum iyi gidiyor.Ama daha çoook yolum var.Neredeyse C# ile yatıp C# la kalkmam lazım geliyor.Ama ben iş yoğunluğundan hakettiği vakti ayıramıyorum ona...Ama ümidim var.Bir yıl sonra bu zamanlarda iyi bir programcı olacağım inşallah.

Onun dışında kilo verebilmiş değilim hala.Kendime kıyafet yasağım devam ediyor. Eğer kilo konusuna kesin bir çözüm bulmazsam, kıyafet almadığım için varolan bir kaç parça kıyafetim de yeterince giydiğim için yıpranacak.Ve ben yine kıyafet alıp bu halimle barışık olmaya devam edeceğim.Düşünmesi bile korkunç...Kararlıyım eski kiloma geri döneceğim...Koşu bandımız geldi.Onun üzerine bile çıkamıyorum yoğunluktan.Ama söz verdim ona.Programımı yeniden düzenleyip haftada her gün 1 saatimi ona ayıracağım.Tozu alınacak sehpalarımı,süpürülecek halılarımı,silinecek mutfak dolaplarımı biraz ihmal etmem lazım.E tabi bu da fedakarlık gerektiriyor :))

Annem ve Babam bizde kalıyorlar bir haftadır.Evin havası değişti.Herşeye anne elinin değmesi ne güzel.Bu hızlı tempodan onları bile doğru dürüst göremedim ama evimde olduklarını bilmek,akşam eve gittiğimde onları görmek bile mutluluk kaynağı benim için...

Bu arada haftanın iki günü yazılım öğrenmek amacıyla çalışmak için bir yer arıyorum kendime.Varsa beni okuyan bir yazılımcı vs.Gel bizim ofise yetiştirelim seni derse,minnettar kalırım.Zira amacım sadece öğrenmek.Hiçbir beklentim olmayacak çalışacağım yerden...

18 Kasım 2011 Cuma

Hayallerinin Peşinden Koşmak

Bilgisayar Programcılığı mezunuyum ben.Ama okuldan sonra hiç üzerine düşmedim ilgilenmedim programcılıkla. Onun yerine insanlara birşeyler öğretmenin hazzını seçtim."Bilgisayar Öğretmeni" oldum.Kpss için kursa gelen öğrencimin sertifika sevinci,ya da 74 yaşındaki öğrencimin İngiltere'deki kızıyla internetten konuşmayı başarmasına vesile olmak çok mutlu etti beni.Mesleki doyum dedikleri bu olsa gerek diye düşünürdüm ilk zamanlar.Ama yıllar geçtikçe anladım öğrencilerimi doyururken kendimi aç bıraktığımı...Yaptığım iş,yaşadığım hayat ; yaşamak istediğim hayattan oldukça uzak.İstanbul'da doğup büyümenin en kötü yanı doğaya uzak kalmak,doğal yaşayamamak.Epey önce aklımıza düştü bu şehirden doğaya kaçmak.Hatta en son haziran ayında teşebbüs ettik ama beklediğimiz gibi olmadı.Geçen yıl home ofis çalışmak için bastım istifayı ama bir öğretmenin home ofis çalışması için daha çoook eğitime ihtiyacı varmış. Şimdi daha sağlam terketmek için bu şehri planlar yapıyoruz birlikte...Sanırım ve ya umarım ki bu bilgisayar öğretmenliğinde son iki-üç yılım olacak...

Daha önce de burada yazmıştım en büyük hayalimin yerden bağımsız yaşamak ve çalışmak olduğunu.Home ofis çalışmak uzun yıllardır hayalim.Daha doğrusu eşimle ikimizin hayali. Tüm çabamız bunu gerçekleştirmek için.Birlikte inşaa edeceğimiz iki katlı,duvarları cam,ağaçlar ve çiçekler içindeki ofisimizi hayal ediyoruz.Becerebilecek miyiz bilmiyorum ama düşlemesi bile harika bir his uyandırıyor içimde...Home office Web Developer...Kulağa çok hoş geliyor.Bu hayalimiz için bir adım daha attım ve yazılım kursuna yazıldım geçtiğimiz hafta.Salı ver perşembe akşamları c# kursuna gidiyorum.Hiç ilgilenmediğim programcılığa geri dönüyorum.Çok küsmüş bana.Uzuuun bir süre sanırım gönlünü almaya çalışacağım.Ve inanıyorum ki güzel günler beni bekliyor...Bu satırları yazdıktan sonra yazılımın büyülü dünyasına geri döneceğim ben.Malum hayaller çaba bekler...

15 Kasım 2011 Salı

Klasik Trençkottan Sıkılanlara

Şimdiki post birden bire nasıl bittiğini anlamadığım sonbahar mevsimi için gelsinn:((
Kış geldi ama ben hala sonbahardayım...Zira hiç tadını çıkaramadım.

Trençkot deyince akan sular durur.Hele de sonbaharda hepimizin kurtarıcısı olur kendileri. Havaların aldatmacasından ne giyeceğimizi kestiremediğimizde mevsimlik bir trençkot hayatımızı kurtarır.Trençkot deyince de akla Burberry gelir doğal olarak.

Ama ben bazen sıkılıyorum bu klasik trençkottan.Tamam hepimizin dolabında olsun klasik bir model ama arada değişiklik yapmak lazım değil mi ama? Aşağıda polyvoreden derlediğim modeller var.Herbirinin modeline ayrı ayrı bayıldım.Değişik birer alternatif olabilirler.Dikimleri de öyle çok karmaşık değil.Dikiş bilen daha doğrusu kalıp bilen arkadaşlar için gayet basit. Ben kısa zamanda dikiş hocası olan arkadaşımın başının etini yiyip bu kalıpları ona çıkartmak istiyorum.Elde kalıp olunca gerisi kolay zaten.Cuma pazarı ve uygulama:) Bu arada size cuma pazarından ve Tekirdağ'a gittiğimde oradaki pazardan topladığım kumaşları da göstereceğim.

3 Kasım 2011 Perşembe

Oxford Oxford Oxford

Ben oxford ayakkabıları severim.Biliyorsunuz bir kaç yıldır da moda kendileri. Ama  malumunuz biz moda olan herşeyin cılkını çıkaran bir millet olduğumuz için oxfordların da cılkını çıkardık. Heryerde işte rengarenk, kalitesiz, rengi soluk,süet süsü verilmiş çakma deri gibi envai çeşit örneklerini gördüm.Bense genelde sade modellerden yanayım.Düz de olsa topuklu da olsa kabulüm.Ama önemli olan kızılay dağıtmış gibi herkeste olmaması ve azıcık ta olsa kaliteli durması.E tabi bunun yolu da birazcık kesenin ağzını açmaktan geçiyor. Konu ayakkabı olunca kese ağzı açmayacak az kadın vardır herhalde...

Bu gün de kaliteli ve çok tarz bulduğum bir oxford modeline rastladım limangoda. Markası Vingi bu ayakkabıların. Çok hoşuma gitti gerçekten.Bu kampanyada alamayacağım ama, bundan sonra ilk çıkacak kampanyada bordoları benim olacak inşallah:) Ha unutmadan fiyatları da 99,90 liracık:)

İşte tarz oxfordlar...

Bordolar bu sezonun gözdesi ve ben de bordo ayakkabılara bayılıyorum.

Vizon regi de sezon renklerinden.Her renge kolayca uyum sağladığı için bu renk ayakkabılar da çok kullanışlı bence...

Ve işte oxfordların kralı.Bence oxford modellere en çok yakışan da siyah renk.Uyum sağlamayacağı renk ve kombin yok bu oxfordların.

Siz de benim gibi ağzınız açık bakıyorsanız ve limango kampanyasından almayacaksanız eğer Vingi 'ye  bakabilirsiniz. Ayakkabıların markası da Canzone...

1 Kasım 2011 Salı

Bayıldım ! ♥♥♥

Dikişe aşık,dolayısıyla da makasa, iğneye, ipliğe ve kumaşlara aşık bir insan olarak dikişi çağrıştıran herşeye bayılıyorum ben.Öylesine gezdiğim bir gün Beşiktaş'ta bir bijutericide dikiş makinesi kolye ucu bulmuştum.Hem de çok uzun zaman önce. Evlenmemiştim bile daha. Çok zordu ülkemizde bulmak bu objeleri. Etsy'de vardı ancak. Çok iyi hatırlıyorum hazine bulmuş gibi sevinmiştim. Şimdi benim olsa yine aynı derecede sevineceğim bir şey gördüm bugün.Muhtemelen cümlelerimi google amcaya çevirtip soracağım blog sahibesine bu saatten nasıl alacağımı.Fena halde aşka tutuldum çünkü. Ve sizlerle de paylaşmak istedim.Var mı ülkemizde bundan? Görenler parmak kaldırsın:)



kaynak